6 Mart 2009 Cuma

8.bireylikler çıktı!




iki aylık kültür sanat edebiyat dergisi bireylikler’in sekizinci sayısı çıktı!

ahmet erhan şiiri 30. yaşında!

bireylikler’in 8. sayısını;

*ahmet erhan; “şehirde bir yılkı atı”!-halim şafak
*dip sarnıç
*hikaye ve okuyan toplum-sean o’brien (türkçesi: nice damar)
*tarla ve hırka anımsaması-kemal kaplan
*susun; biraz da mazlumlar konuşsun!-ahmet erhan’la söyleşi-ihsan tevfik
*ahmet erhan da benim gibi soyadını sevmez-küçük İskender
*ahmet erhan şiirine psikanalitik bakış-yusuf alper
*çiçek açtım-hüseyin peker
*feragat-vural uzundağ
*tepegöz-reha yünlüel
*evvel zaman bir gecede-memet özgür
*ölü ninni-ertuğrul meşe
*kuşlarla uzakta-olcay özmen
*çıplak insanlar dosyası- sıla
*sarıgöl-byc
*şiddet-can çınar
*kara şiir deliği-ferruh alışır
*ısırgan-a. uğur olgar
*asi, sarhoş ve şair: ahmet erhan- alper akşit
*bir “homo robotis” masalı- a. ümran ersin
*bir çocuğun suretine örülü nehir- şakir özüdoğru
*on dokuz yaşına basmayı bekleyen ozan- hüseyin peker
*hayat ansiklopedisi: ahmet erhan!- fuat çiftçi
*ahmet erhan şiirine bir bakış denemesi-olcay özmen
*diktotor ahmet erhan-hakkı çınar
*okul- serkan özer*türkiyede solun feminizme yaklaşımı (eleştirel notlar)- yaprak zihnioğlu
*dipnotlar-3- ahmet yüce
*bir im ya da imge masası-uluer aydoğdu
*avucundan elma şekeri- necati albayrak
*kuyu-erol özyiğit*büyü-volkan şenkal
*katavasya-arif erguvan*öğlene doğru sicim inecek şehrin gölgelerine- şarjörü doldurdum-hülyadaşdemir
*kulübe-abdurrahman şenel
*temmuz ihtimali- s. zeynep Karadağ
*havalandırma- bir düş kıvamı-kemal bolat-vurmak-hasan yağız
*bireylikler kitap rafı
*ahmet erhan’lı ıstıraplar-fuat çiftçi
*alkol: orgazm hatası-fuat çiftçi
*çilingir-ihsan tevfik
başlıklı şiir ve yazılar oluşturdu.

bireylikler’i istanbul, ankara, izmir, kırşehir,kayseri ve bursa’da birkaçkitapçı ve kafede bulabilirsiniz. eğer bulamıyorsanız abone olmanızıöneririz. sayısı: 3 ytl. yıllık katkı payı: 15 ytl. posta çeki no: halimşanlıdağ 692233 yazışma; p.k. 271 38002 kayseri, isteyen herkese örnek sayı gönderilir.

dipsarnıç

ahmet erhan şiiri otuz yaşında!okur yazarlığımın içinde hem insan olarak, hem de yazdıklarıyla ahmeterhan’ın her zaman ayrı bir yeri olmuştur. yanı sıra onun şiirini yazmayaçalıştığım şiiri etkileyen şiirsellerden biri olarak çoktan kabul ettim.onun ve yazdığının insanın bireyliğinin gidip gelmesi konusunda onun hemenyadsıyacağı bir örnek olduğunu biliyorum. geçelim. ölümden dolayı yaşamakgerektiğinin hayatındaki karşılığı ahmet erhan’ın başka bir özelliğidir. buhaliyle ahmet erhan bauman’ı haklı çıkartır. evet, ölüm insanın yaşamasınısağlayan en önemli nedenlerden biridir. insanın ölümle kurduğu bütünilişkiler daha çok yaşamak içindir. öte yandan ahmet erhan’ın şiiri ölümdendolayı yaşamaya çalışmanın hem kişisel, hem de toplumsal tarihidir. bütünbunlarsa bugün karşısında insanın acısı olduğu kadar sorunudur. yanı sıraşiirini belirleyecek olandır. bu yüzden son kitabı “şehirde bir yılkı atı”ahmet erhan’ın çığlığı olarak okunmaya son derece uygundur. biz de şiirininotuzuncu yılında çığlığımızı onun çığlığına dahil etmek istedik. kendiçığlığımızla ona ses verdik. ama kimse onun kadar acıyla dolu bir çığlıkatamaz. hatta onun çığlığı karşısında bizim burada yazdıklarımız fısıltıbile sayılmaz. başından beri tek bir şiiri yazmaya çalıştığını söyleyeninyazdıkları ve hayatı karşısında yan yana getirdiğimiz her sözcük ahmeterhan’ın ömrünü uzatsın! onunla hala “alkol arkadaşı” olamamış olmam isebenim eksikliğimdir. bunu da başta ahmet erhan olmak üzere herkese duyurmakisterim. köstebek yuvasına döker gibi boğazıma döktüğüm her bir bardakrakıdan sonra bir bardak da onun için yuvarladığımı bilmesi ise hakkıdır!başından beri belirtmeye çalıştığım bir şey var. bireylikler dünyanınbaşka bir yerinde duruyor. bu yüzden ürün yayınlamak gibi bir derdi hiçolmadı. tersine bulunduğu yerle uyumlu olanın peşine düştü. açıkçasıbireylikler itiraz etmek ve saldırmak için çıkıyor. acımasızlığının da tekaçıklaması budur. bu noktada bireyliklere her hangi bir dergi muamelesiyapanlara bir çift sözümüz var. her yerde olanın burada olması gerekmiyor.bireylikler’in ürün yayımlanacak bir dergi gibi görülmesine itiraz ediyoruz.biz itirazı olan ve gerçekten bu dergiyi oluşturmak isteyenlerle yürümekistiyoruz. tek derdi bir dergide daha görünmek olanlara ise başka kapıyıöneririz.bir şey daha var. baştan beri bireylikler’in “kötü” şiirler yayımladığıgibisinden bir “eleştiri”nin hayaleti aramızda dolaşıyor. bireylikler’deyayımlanan şiirlere ilişkin soruları yine dergide yayımlanan yazılaryanıtlayabilir. bizimkisi ilk başta şiirin düzenlenmiş dünyasınıreddetmektir. ama şiiri bir düzen olarak görenlerin bu şiirlerlekurabilecekleri hiçbir ilişki yok. açıkçası form üstünden bir okurlukbireylikler’in yanından bile geçemez. estetiği reddetmeyi tartıştığımız birsüreçte yayımlanan şiirler ancak bu tartışmaya eklenebilir. bireyliklerdüzensizliğin ve tamamlanmamışlığın yanındadır. şiire ilişkin belirleyicibağlamımız budur. tabii bunu sorun olarak görmeyenlerin şiirdenanlayacakları “kötü”lük olacaktır. okur yazara hiçbir yerden gelen haberlerivirgülüne dokunmadan gönderiyoruz. okur yazarın bundan ne anladığı iseöncelikle kendisinin tartışmasının zorunlu olduğu bir durumdur. başka biryerdeyiz, başka bir yerde yaşıyoruz ve başka bir yerden yazıyoruz. ama budünyadayız. bu aynı zamanda bireylikler’in çıkış gerekçesidir. “şiir formaindirgenemez!” derken de asıl kastımız budur. biz şiirin düzensizliğindenyanayız. derdimiz düzenlenmiş dünyaya, düzenin dünyasına hayır demektir. hemde binlerce kez hayır demektir. bu noktada modern şiiri form olarak görenanlayışları da yerle bir etmek istiyoruz.günümüzde milliyetçiliğin artık “linç kültürü”nün bir parçası halinegeldiğini görmekte zorluk çekmiyoruz. son birkaç yılda yaşananlar olaylartek bunu gösteriyor. şiddet artık hayatın her alanında kol geziyor. “ölümkültürü” her şeyi belirliyor. içinde yaşadığımız dünyanın kendini imhaetmeye hazırlandığı bir düzlemdeyiz. yılların milliyetçiliğinin oluşturduğuşiddet birikmesi artık ardı ardına patlıyor. tam da buradakültür-sanat-edebiyatın anlamı tartışılması zorunlu bir olgudur. yanı sıranasıl yaşayacak olduğumuz da bu sorunun bir parçasıdır. bireyliklerönümüzdeki süreçte bu faşizan olguyu tartışmaya hazırlanıyor. tabii bununiçin önce yaşamak gerekiyor. yaşayabilirsek tartışırız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder